Hatırlar mısınız, bir zamanlar fakir ama gururlu gençler ve o gençlerin her daim yamacında gezip buğulu gözleri ve titrek sesleriyle “Nen var kujum?” sorusunu fısıldayan hülyalı kadınlar vardı. Hıçkırıkların gözyaşlarına karıştığı melodramlarla birkaç nesli perperişan etmiş Yeşilçam’dan bahsediyoruz elbette, ne sandınız? Hani şu feleğin sillesini, hayatın cilvesini, dertlerin cümlesini bize bir çırpıda öğreten canımız ciğerimiz Yeşilçam…

”Geçmişin güzelliklerini günümüze taşıma adına sinemamızın geriye dönük örneklerinden ilginç demetlerle yine karşınızdayız. Ya da özgün bir deyişle, ‘Bir zamanlar Yeşilçam’la…”’